Bahis oynamak pişmanlıktır!

Tarih: 19 Temmuz 2016 Sal 14:23 | Bu yazı 41 kez okundu.
bahis

Üniversite yıllarımda sınıftan arkadaşlarla aynı evde kaldığımız dönemde canlı bahise çok fena sarmıştık. Az basarak çok kazanmayı herkes gibi biz de hedefliyorduk ama bir türlü olmuyordu. Kasa katlama çabalarından biri olan düşük oranlara basarak yükselmekten tutunda sürpriz oranlara kadar çoğu şeyi deniyor, bazı günler sabahlıyorduk. Hal böyle olunca iş çığırından çıkmıştı. Giden para geri gelmemeye başlamış, zarar etmeye başlamıştık. Kazansak bile kazandığımızı tekrar yatırıp kaybediyorduk. İnsana nasıl bir hırs yüklüyorsa artık sürekli daha fazlasını istiyorduk. Kazandığımız bile gidiyordu. Hal böyle olunca bir gün kafama dank etti ve “ne yapıyorum ben?” dedim kendi kendime. İnternetten kazanç sağladığım bütün gelirim neredeyse bahise gidiyordu. Önceleri dönerinden tutun da pizzasına kadar istediğimi yiyebiliyor iken artık arkadaşlarla salçalı makarna yemeye başlamıştım. Durum kötüydü. Fark etmiştim. Giden gelmeyecekti ama neresinden dönersem döneyim kardı. Direk olarak oynamayı bıraktım ve kendimi internet işlerime daha fazla verdim. Kazandıkça daha fazlasını istiyordum. Hem de bu sefer kaybetmeden. Kayıp yoktu. Kazandığımı bir yere verme olayı yoktu. Çalışıyordum, siteleri geliştirdikçe daha fazla kazanıyordum. Daha fazla site açıyor, site alıyor ve gelir kapısını çoğaltmayı amaçlıyordum. Bu hırsın aslında insanın içinde olduğunu, sadece bahis oynarken bu duygunun çokça ön plana çıktığını fark ettim. O günlerim uzun bir süre öyle devam etti.

Aradan 2 yıl civarı geçti.

Arkadaşlarımdan kimse yanımda yoktu. Ben yine göz ucuyla yavaştan maçlara bakmaya, merak etmeye, takip etmeye ve para yatırmaya başlayacak gibiydim. İlk zamanlar sadece maçları takip edip kafamdan oynuyordum bahsi. Tutarsa bir şey kazanmayacaktım ama kendimi test ediyordum. Acaba oynasam tutar mıydı diye kendime sora sora maçları takip ediyordum. Tuttuğunu görünce seviniyor, tutmayan zaten umurumda olmuyordu. Oynamadım ki zaten diyerek boş veriyordum. Ancak gün geldi tekrar para yatırmaya başladım. 10-20-30-50-100 derken kaybetmeye tekrar başlamıştım. Aslında genel olarak bakıldığında ciddi anlamda kazanıyordum. 100 lirayı 500 lira yapmışsam bu rakam neden 1000 lira olmasın diyerek oynamaya devam edip tüm parayı kaybediyordum. Sorun buradaydı. Kazandığım zamanlarda oluyordu ama çekmeyip komple paranın gittiği çok oluyordu. Haliyle yine aklım başıma geç geldi ve bıraktım.

İnternette canlı bahis ile ilgili çok yazı okudum. Hak da verdim yazılanlara. Bir bakıma bahis alışkanlığı olanların en yakın zamanda yoldan dönmeleri için bu yazıyı yazıyorum diyebilirim. Gerçi çok etkili olmayacaktır o psikolojide ama olsun. Safımızı belli edelim.

Çok kafanızı ağrıtmak istemiyorum. Bir kaç ufak detay verip yazımı sonlandıracağım.

Bildiğiniz gibi bahis yapmak parasızlıktan gelen bir durum. Yani ülkemizde öyle. Kimse fobi olsun diye para yatırmıyor. Bahis yaptığımızda kazanma şansımızı çok yüksek görsek de hiç öyle sanıldığı gibi değil arkadaşlar. Bildiğiniz takımlara oynayınca tutacağını sanmak aslında başlatıyor bu oyuna. Belki de zamanında bu durumu görüp bu bahisi çıkartmışlardır kim bilir. Kazanma durumunu yüzdelere bağlarsak çok düşük bir oran karşımıza çıkıyor. Araştırıp bakabilirsiniz.

Kısaca oynasanız da eninde sonunda kaybedeceğiniz, her zaman kasanın yani oynatanın kazanacağı bir oyundur bahis. Lütfen bu yazımı görüp de kendimizi yazdıklarımda buluyorsanız derhal bırakın. Ben çok çok zarar etmeden bıraktım siz de bırakabilirsiniz. Yapacağınız tek şey o tarz sitelere hiç girmemek ve maçları takip edebileceğiniz uygulamaları telefonunuzdan silmek. Gerisi geliyor zaten.

Bahis oynamak pişmanlığın en dibidir. Oynamayın, oynatmayın.
Teşekkürler…

Apple iPhone 6S aldım!

Tarih: 28 Mayıs 2016 Cts 1:36 | Bu yazı 591 kez okundu.
iphone6s-800x600

Evet evet, geçtiğimiz gün bir çılgınlık yapıp aldım bu cihazı. Her dizide en fakir roldeki kişilerin bile elinde bu telefon, konferanslarda izlediğimiz adamların elinde veya videolarda izlediğimiz çoğu kişinin elinde bu telefon. Ne var bu telefonda bilmiyorum ama bende albenisine ve popülaritesine dayanamayıp aldım.

Aslında bu cihazı eşime alacaktım. Ben geçtiğimiz yıl Xperia Z Ultra kullandıktan sonra Note 4 kullanmaya başlamıştım. Eşimde ise GM Discovery vardı fakat cihaz bozuldu. Daha doğrusu ben bozdum. Yaptırmak için ise 100 lira istediler ve nakit yoktu. Böyle bir zamana da denk gelince bizde tarifeye ek olarak bu cihazı alalım dedik. Düşünsenize 100 lira vermekten çekinen biz, gidip iPhone 6S alıyoruz? Delilik. Note 4’e göre müzik indirme vb. kısıtlamaların olmasından dolayı da iPhone 6S’i kendime, Note 4’ü ise eşime verdim. Ne tilkiyim değil mi? Yazımın devamını okuyun o zaman.

Hiç araştırmadan aldığım ilk telefon bu oldu sanırım. Marka belli, kullanıcı sayısı belli, popülarite belli. Niye araştırayım ki dedim kendi kendime. Çıktık ve gittik bir Türk Telekom (avea) bayisine. 2500 liralık cihazı 3900 gibi uçuk rakama 24 ay tarifeye ek alıp çıktık. Üstelik iPhone 7 çıktı, iPhone 7 özellikleri belli oldu vb. gibi haberlerin çıktığı bir zamanda. Bu kadar borca girip birden eskimiş telefon almışız hissine kapıldım.

Telefonu kullanmaya başladıkça alıştım ama ilk kez kullanan biri olarak biraz zorladı açıkçası. İlk günlerde insan Android işletim sistemini aramıyor değil. Hele ki geri tuşuna falan hasretim yani öyle böyle değil. iPhone çok sade ve basit kullanımı var. Üstelik elimdeki Plus modeli de olmadığı için çok fazla alternatifim olmuyor. Film izleyeyim, oyun oynayayım gibi durumları pek yaşayamıyorum. Çünkü bunların tadı büyük ekranda çıkıyor.

Cihazımın rengi Gold. Hani şu sanki belediye dağıtmışcasına herkesin elinde olan altın renkli cihaz var ya, o işte. Siyah istedim ama bulamadım. Rose Gold vardı ama o da erkeğe yakışmaz diyerek almadım. İşin özü, Gold renge kaldık.

Eğer nakit paranız yok ise ve taksitli olarak alacaksanız bence almayın. Ne kadar almayın desem de benim gibi gaza gelip alacağınızı da biliyorum aslında. Kimse bir telefona 2500 lira bağlamıyor. O tutar 4000 lira olsun da 2 yıl ödeyeyim diyen çok insan çıkıyor. Taksit gözümüze az görünüyor nedense. Aylık 150-200 liralar bence ciddi rakamlar bir telefon için. Yaptık bir çılgınlık bakalım.

Kafanızı ağrıttım ama iPhone 6S alıp bloğa da yazmamak olmazdı. Hava atmak gibi görmeyin çünkü Note 4’den sonra iPhone 6S iyi gelmedi aslında. Note 4’ü özlemiyor değilim. Neyse bu kadar yeter sanırım.

Yeni yazımda görüşmek üzere.

Mustafa Ceceli – Aşkım Benim

Tarih: 14 Mayıs 2016 Cts 16:21 | Bu yazı 358 kez okundu.
ceceli-askim-benim

Neredeyse bloğumda paylaştığım müziklerin çoğu Mustafa Ceceli’ye aittir. Adam nasıl şarkı yapıyorsa artık çok hoşuma gidiyor böyle şarkıları. Belki de slow şarkı sevmemde dolayıdır bu durum.
Şarkı 3 Mayıs’ta çıkmış. 2 hafta gibi bir sürede 4-5 milyon dinlenmeye kadar çıkmış. Sanıyorum önümüzdeki günlerde insanlar sevdiklerine bu şarkıyı hediye etmeye başlayacaktır. Bende şimdiden bu şarkıyı eşime armağan edeyim. Yerimizi alalım şimdiden.

Elit duruşuyla her zaman bendeki saygı ve sevgisini yitirmeyen bu koca yürekli adamın şarkısını sizle paylaşmak istedim. İnşallah çizgisini hiç bozmaz da bize de dinleyecek birkaç sanatçı kalır. Günümüzde böyle sanatçılar bulmak zor.

Neyse çok uzattım, iyi dinlemeler efenim…

Toplam 39 sayfa, sen 1. sayfadasın.125
  • Eskişehir Escort Bayan izmir escort kayseri escort İzmir Escort avcılar escort antalya escort