Mr. Robot’un ilk sezonunu bitirdim!

Tarih: 13 Ağustos 2016 Cts 21:20 | Bu yazı 76 kez okundu.
mr-robot

Öncelikle söylemeliyim ki aşırı film hastası bir kişi değilim. Olamadım diyelim. Yeni çıkan filmleri sürekli takip edip, yeni hikayeler arayan ve zamanını film izlemeye adamış biri olamadım hiçbir zaman. O yüzden hiçbir filmi de çıktığı gibi taze taze izleme fırsatım da olmadı. Bu filmde de aynı kural değişmedi diyebiliriz.

Film ile nasıl tanıştım?

R10’da gezinirken Mr. Robot filmi için açılmış bir başlığı gördüm ve can sıkıntısından “neymiş ki acaba?” diyerekten bakmak istedim. Aslında güzel bir film olduğunu konusundan ufaktan anladım ve yorumları görünce açıkçası iştahım yerine geldi. Aradım, taradım ve reklamı az olan bir sitede HD olarak tek part şekliyle bölümleri izledim ve gerçekten çok beğendim. Başlarda çok beğendiğim film sonlara doğru tam kafamda oturtamadığımdan olsa gerek, yerini “beğendim” kelimesine bıraktı.

Bugün ise yine haftalar öncesinde çıkmış olduğunu gördüğüm 2. sezonunu izlemeye başlayacağım. İlk sezon gibi iyi başlayıp kafa karışıklığıyla bitmez inşallah benim için.

İlerleyen dönemde ikinci sezon ile ilgili görüşlerimi de yazıya dökeceğim. O yüzden bu yazıma nokta yerine virgül koymayı uygun buluyorum.

Dipcik: İzleyen arkadaşlarımız var ise onlarında yorumlarını merak ediyorum. Bu film hakkındaki görüşlerinizi ciddi olarak merak etmekteyim.

Yeni bir deneyim: Macbook Retina (12 inch)

Tarih: 12 Ağustos 2016 Cum 8:45 | Bu yazı 59 kez okundu.
MacBook-2016-Review-Is-Apple’-12-Inch-Retina-Laptop-worth-Buying

Bloğumu takip edenler varsa bilgisayarımın Asus N550jv olduğuna ilişkin Burada konu açıp birkaç birşey karalamıştım o heyecan ile. Şimdi ise bu bilgisayarımı ağabeyime verdim ve kendim ise 1215N netbook ile devam etme kararı aldım. Autocad vb. programlar pek kullanmadığımdan bilgisayar bana fazla geliyordu özellik olarak. Ben yetemiyordum yani. Bir Photoshop için de o bilgisayar kullanılmazdı. En azından ağabeyimin ihtiyacı görülecek böylece. Ağabeyime verdiğim bilgisayardan önce ise yine Asus’un 1215n modelli 12″ netbookunu kullanıyordum. Tekrardan onunla devam edeyim derken bizim ufaklık bilgisayarı kullanılamaz hale getirdi. Şarj giriş yeri bozuktu zaten. Bunun üzerine menteşe kapaklarını ve wireless özelliğini bozdu. Haliyle nereye gidersem gideyim kablolu şekilde ve içindeki parçaları görünecek şekilde duran bir bilgisayar vardı karşımda. Mecburi olarak bir süre sonra bilgisayar arayışına girdim ve sonunda Macbook 12″ Retina (2015) modelini aldım.

1428792295608

 

İnternette Macbook mu yoksa Macbook pro mu diye aratırken fiyatlarının neredeyse aynı seyirde olduğunu gördüm. Fakat Lydia Macbook için mükemmel bir indirim yapmış ve fiyatı 3200 lira civarına çekmişti. Üstelik peşin alımda daha da uygun fiyata geliyordu %4 indirim ile. Macbook pro fiyatları ise hala 4500-5000 lira civarı arasında git gel yapıyordu. Haliyle Macbook almak daha mantıklı geldi çünkü Macbook pro alacak kadar para yoktu açıkçası. Macbook pro istesem de bütçe yoktu. Macbook’ta karar kıldık ve bizimkilerle birlikte Cepa AVM‘ye gidip Lydia şubesinden Gold rengindeki Macbook’umuzu aldık.

“Bilgisayar nasıl? Günlük kullanıma uygun mu?” tarzındaki sorulara şuan cevap verebileceğimi sanmıyorum. Daha yeni yeni Macbook kullanmaya başlayan birinin bu soruya kesin olarak cevap verebileceğini düşünmüyorum. Yanlış yönlendirmek istemem açıkçası. Ama “Neden aldın?” sorusuna cevap verebilirim. İnce olması, şık durması, hafif olması(910 gram), kolay taşınabilir olması ve ekranının retina olması diyebilirim. Benim için bilgisayarın özelliklerinden çok taşınması daha çok önem arz ediyor. Sürekli bir yerlere git gel yaptığım için bir süre sonra “özellik olmasa da olur bilgisayar ince ve hafif olsun yeter” demeye başlıyorsunuz. Fakat bu bilgisayarda kızdığım ve beğenmediğim tek nokta var. O da USB ve HDMI portları. Bu portlar Macbook 12″ Retina da yok maalesef. Şarj için USB-C girişinin bulunduğu alana çoğaltıcı alıp bu bölümden bütün işlerinizi halletmeniz gerekiyor. Biraz saçma biliyorum ama durum bu. Üstelik bu aparat orijinal kutusundan çıkmıyor. Gidip kendimiz alacağız ekstra ücret ile. İnceliği yapacağız diye ne HDMI ne de USB portu koymuşlar. Yani USB-C girişi bozulsa sıçtınız. Ayrıca çoğaltıcı aparat dediğim o mini kablo her zaman gördüğünüz gibi 5-10 lira olanlardan değil tabii ki. 250 TL ücreti bulunuyor. O kabloya o parayı vermek tam bir delilik ama bu bilgisayarı kullanıyorsanız onu almak mecburiyetindesiniz. Ama benim USB ile işim olmaz, HDMI zaten kullanmam, aldığım mouse veya klavye bluetooth olacak diyorsanız orası ayrı. Ama bir flash bellek takamamak bile insanın canını sıkabiliyor bir süre sonra. O yüzden paşa paşa er ya da geç alınıyor o minik aparat…

12-inch-macbook-vs-13-inch-macbook-pro-retina-38

İşletim sistemine gelecek olursak bana göre Windows’tan çok daha stabil ve hızlı. Windows işletim sisteminden El Capitan’a geçmek biraz zorlasa da insan yavaş yavaş alışıyor. Ama aradaki farkı gözle görebiliyor ve birkaç güne fark etmiş oluyorsunuz. Sanıyorum ki şarjı o yüzden 9 saat civarı gidiyor. Windows işletim sistemi kullanılan çoğu notebook bu süreyi veremiyor maalesef. Gösterişte söylense de iş icraata gelince en fazla 3-4 saat gibi bir süre karşımıza çıkıyor. Macbook bu alanda kendini çok geliştirmiş.

Alacak arkadaşlara ise internetten almak yerine Lydia üzerinden almasını tavsiye ederim. İnternetteki en ucuz fiyatın bile 1000 lira altında olan bir cihaz. Yok ben illa 2016 model olan İntel Core M5 işletimcili olanını alacağım vs. diyorsanız 5 bin lira gibi rakamları gözden çıkartacaksınız. Ama emin olun ki ahım şahım bir farkı yok. Ben o yüzden biraz da bu bilgisayarı aldım. Eğer 5 bin lira civarı bütçeniz var ise mutlaka Macbook Pro almayı deneyin. Daha memnun kalır ve daha uzun vadede işinizi görebilecek bir bilgisayara sahip olmuş olursunuz.

Yazımı burada sonlandırıyorum izninizle. Günün birinde herkesin bir Macbook’u olması dileğiyle, görüşmek üzere.

Toplam 60 sayfa, sen 1. sayfadasın.125
  • Eskişehir Escort Bayan kayseri escort İzmir Escort antalya escort adana escort porn porno