Kişisel kategorisindeki yazılar

2016 KPSS’ye başvurdum!

Tarih: 25 Ağustos 2016 Per 14:57 | Bu yazı 522 kez okundu.

Ülkemizde yapılan sınavlarda çok da başarılı olduğum söylenemez sayın okuyan. Yine de şans bizden yana döner belki diye çabalayıp duruyorum. Ne kadar işe yarar onu da bilmiyorum.

Bundan 3 gün önce eşimin annesi ortaöğretim ve önlisans için KPSS olacağını ve başvuru yapmamızı, şansımızı denememizi söyledi. Mantıklı geldi biraz da bu isteği. Büyüklerimizin de geçmişte “devlete yaslananın sırtı yere gelmez” dediği gibi bizde eşimle başvuru yaptık. Dışarıdan bakıldığında işin garanti, kredi gibi borçlara girsen “acaba özeldeki gibi birden işten çıkartmalar olur mu?” gibi sorular hiç aklına gelmiyor. İstediklerini yavaştan almaya, gelişmeye ve aksiyon hayata doğru sürükleniyorsun. Güzel bence. O yüzden mantıklı geldi zaten.

Şuan Sincan’da olduğum için Sincan Anadolu Lisesi üzerinden kayıtlar alınıyormuş. Son gün gidip 300 kişilik bir sıraya girip 3 saatten fazla bir zamanda işlemlerimi tamamladım ve kaydı yaptırdım. Sadece lise mezunları ve 2 yıllık üniversite mezunlarını kapsayan bir sınav olduğu için ipini koparan gelmişti başvuru için. Haliyle yoğunluk kaçınılmazdı. Herkes bu zor zamanda 1.300 TL kazanmak yerine sırtını devlete yaslayıp daha fazla kazanma peşinde. Bizim gibi. Haklılar. Matematiğinden Türkçesine, ne kadar doğru yaparsanız hayat okulunda birçok kişiden önde olmayı da o kadar başarıyorsunuz.

Benim son 6-7 yıldır internetten gelirim olmasına rağmen, ailem ve çevremin zorlaması beni bu sınava girmeye itti. Çağımızda hala internetten kazanç pek kesin görünmediği için herkes “maaşlı bir işin olsun” kafasında. Bu zamana kadar öyle görmüşler çünkü. Bu kafaların değişmesi gerekiyor. Benim ise amacım, devlette maaşlı bir işim olsun, internetten geleni de birikim olarak saklayayım ve ihtiyaç halinde kullanayım. Zor zamanım olmasın kafasındayım yani. Çünkü internet işinin tek kötü yanı var o da emeklilik. Hiçbir yerden emekli olamıyorsunuz. Haliyle yaşlılığınıza yatırım yapmıyorsunuz. Belki de yaşlandığımda en çok kendime bu yüzden küfür edeceğim. O yüzden bilgisayar başında memurluk gibi bir iş şart görünüyor.

KPSS’ye çalışmak için yaklaşık 2 ay gibi bir süre var. İnsanlar ne kadar çalışır, ne eder bilinmez bu sürede. YGS’ye bile daha fazla sürede çalışıyoruz. Geçmiş yıllarda çıkmış soruları çözüp, konu mantığını anlayıp sınava girmeyi hedefliyorum eşimle birlikte. Eşim ortaöğretim yani Lise, ben ise 2 yıllık üniversite bitirdiğim için önlisans düzeyinden gireceğim. “Farkı ne?” diye sormayın bende bilmiyorum. İlk kez gireceğim KPSS’ye ve kafamda birçok soru işareti var.

Her neyse…

Yıllar önce haksız yere bu yerlere yerleşen şerefsizlerin mesleklerinden ihraç edilmesi belki de bizim kurtuluşumuz olacak. Bu yıl ki sınavda yaşanan olaylardan dolayı pek torpil vb. gibi durumları görmeyiz herhalde. Hakkımız neyse onu alırız ümidiyle gireceğim sınava. İnşallah başarılı oluruz.

Sınava girecek arkadaşlara başarılar diler, giremeyecek olan arkadaşlara bir sonraki KPSS’de başarılar dilerim. (Muavinler de olmasa bu tarz cümleleri bir araya getiremeyeceğiz herhalde.)

Yeni bir deneyim: Macbook Retina (12 inch)

Tarih: 12 Ağustos 2016 Cum 8:45 | Bu yazı 437 kez okundu.

Bloğumu takip edenler varsa bilgisayarımın Asus N550jv olduğuna ilişkin Burada konu açıp birkaç birşey karalamıştım o heyecan ile. Şimdi ise bu bilgisayarımı ağabeyime verdim ve kendim ise 1215N netbook ile devam etme kararı aldım. Autocad vb. programlar pek kullanmadığımdan bilgisayar bana fazla geliyordu özellik olarak. Ben yetemiyordum yani. Bir Photoshop için de o bilgisayar kullanılmazdı. En azından ağabeyimin ihtiyacı görülecek böylece. Ağabeyime verdiğim bilgisayardan önce ise yine Asus’un 1215n modelli 12″ netbookunu kullanıyordum. Tekrardan onunla devam edeyim derken bizim ufaklık bilgisayarı kullanılamaz hale getirdi. Şarj giriş yeri bozuktu zaten. Bunun üzerine menteşe kapaklarını ve wireless özelliğini bozdu. Haliyle nereye gidersem gideyim kablolu şekilde ve içindeki parçaları görünecek şekilde duran bir bilgisayar vardı karşımda. Mecburi olarak bir süre sonra bilgisayar arayışına girdim ve sonunda Macbook 12″ Retina (2015) modelini aldım.

1428792295608

 

İnternette Macbook mu yoksa Macbook pro mu diye aratırken fiyatlarının neredeyse aynı seyirde olduğunu gördüm. Fakat Lydia Macbook için mükemmel bir indirim yapmış ve fiyatı 3200 lira civarına çekmişti. Üstelik peşin alımda daha da uygun fiyata geliyordu %4 indirim ile. Macbook pro fiyatları ise hala 4500-5000 lira civarı arasında git gel yapıyordu. Haliyle Macbook almak daha mantıklı geldi çünkü Macbook pro alacak kadar para yoktu açıkçası. Macbook pro istesem de bütçe yoktu. Macbook’ta karar kıldık ve bizimkilerle birlikte Cepa AVM‘ye gidip Lydia şubesinden Gold rengindeki Macbook’umuzu aldık.

“Bilgisayar nasıl? Günlük kullanıma uygun mu?” tarzındaki sorulara şuan cevap verebileceğimi sanmıyorum. Daha yeni yeni Macbook kullanmaya başlayan birinin bu soruya kesin olarak cevap verebileceğini düşünmüyorum. Yanlış yönlendirmek istemem açıkçası. Ama “Neden aldın?” sorusuna cevap verebilirim. İnce olması, şık durması, hafif olması(910 gram), kolay taşınabilir olması ve ekranının retina olması diyebilirim. Benim için bilgisayarın özelliklerinden çok taşınması daha çok önem arz ediyor. Sürekli bir yerlere git gel yaptığım için bir süre sonra “özellik olmasa da olur bilgisayar ince ve hafif olsun yeter” demeye başlıyorsunuz. Fakat bu bilgisayarda kızdığım ve beğenmediğim tek nokta var. O da USB ve HDMI portları. Bu portlar Macbook 12″ Retina da yok maalesef. Şarj için USB-C girişinin bulunduğu alana çoğaltıcı alıp bu bölümden bütün işlerinizi halletmeniz gerekiyor. Biraz saçma biliyorum ama durum bu. Üstelik bu aparat orijinal kutusundan çıkmıyor. Gidip kendimiz alacağız ekstra ücret ile. İnceliği yapacağız diye ne HDMI ne de USB portu koymuşlar. Yani USB-C girişi bozulsa sıçtınız. Ayrıca çoğaltıcı aparat dediğim o mini kablo her zaman gördüğünüz gibi 5-10 lira olanlardan değil tabii ki. 250 TL ücreti bulunuyor. O kabloya o parayı vermek tam bir delilik ama bu bilgisayarı kullanıyorsanız onu almak mecburiyetindesiniz. Ama benim USB ile işim olmaz, HDMI zaten kullanmam, aldığım mouse veya klavye bluetooth olacak diyorsanız orası ayrı. Ama bir flash bellek takamamak bile insanın canını sıkabiliyor bir süre sonra. O yüzden paşa paşa er ya da geç alınıyor o minik aparat…

12-inch-macbook-vs-13-inch-macbook-pro-retina-38

İşletim sistemine gelecek olursak bana göre Windows’tan çok daha stabil ve hızlı. Windows işletim sisteminden El Capitan’a geçmek biraz zorlasa da insan yavaş yavaş alışıyor. Ama aradaki farkı gözle görebiliyor ve birkaç güne fark etmiş oluyorsunuz. Sanıyorum ki şarjı o yüzden 9 saat civarı gidiyor. Windows işletim sistemi kullanılan çoğu notebook bu süreyi veremiyor maalesef. Gösterişte söylense de iş icraata gelince en fazla 3-4 saat gibi bir süre karşımıza çıkıyor. Macbook bu alanda kendini çok geliştirmiş.

Alacak arkadaşlara ise internetten almak yerine Lydia üzerinden almasını tavsiye ederim. İnternetteki en ucuz fiyatın bile 1000 lira altında olan bir cihaz. Yok ben illa 2016 model olan İntel Core M5 işletimcili olanını alacağım vs. diyorsanız 5 bin lira gibi rakamları gözden çıkartacaksınız. Ama emin olun ki ahım şahım bir farkı yok. Ben o yüzden biraz da bu bilgisayarı aldım. Eğer 5 bin lira civarı bütçeniz var ise mutlaka Macbook Pro almayı deneyin. Daha memnun kalır ve daha uzun vadede işinizi görebilecek bir bilgisayara sahip olmuş olursunuz.

Yazımı burada sonlandırıyorum izninizle. Günün birinde herkesin bir Macbook’u olması dileğiyle, görüşmek üzere.

Toplam 20 sayfa, sen 2. sayfadasın.235
  • Eskişehir Escort Bayan kayseri escort İzmir Escort antalya escort ataşehir escort adana escort gaziantep escort Bodrum Escort Bayan ankara escort maltepe escort türk porno malatya escort bayan bodrum escort beylikdüzü escort Ankara Escort Bayanlar Hatay Escort Kayseri Escort Sakarya Escort Gebze Escort