Kişisel kategorisindeki yazılar

Yeni bir deneyim: Macbook Retina (12 inch)

Tarih: 12 Ağustos 2016 Cum 8:45 | Bu yazı 453 kez okundu.

Bloğumu takip edenler varsa bilgisayarımın Asus N550jv olduğuna ilişkin Burada konu açıp birkaç birşey karalamıştım o heyecan ile. Şimdi ise bu bilgisayarımı ağabeyime verdim ve kendim ise 1215N netbook ile devam etme kararı aldım. Autocad vb. programlar pek kullanmadığımdan bilgisayar bana fazla geliyordu özellik olarak. Ben yetemiyordum yani. Bir Photoshop için de o bilgisayar kullanılmazdı. En azından ağabeyimin ihtiyacı görülecek böylece. Ağabeyime verdiğim bilgisayardan önce ise yine Asus’un 1215n modelli 12″ netbookunu kullanıyordum. Tekrardan onunla devam edeyim derken bizim ufaklık bilgisayarı kullanılamaz hale getirdi. Şarj giriş yeri bozuktu zaten. Bunun üzerine menteşe kapaklarını ve wireless özelliğini bozdu. Haliyle nereye gidersem gideyim kablolu şekilde ve içindeki parçaları görünecek şekilde duran bir bilgisayar vardı karşımda. Mecburi olarak bir süre sonra bilgisayar arayışına girdim ve sonunda Macbook 12″ Retina (2015) modelini aldım.

1428792295608

 

İnternette Macbook mu yoksa Macbook pro mu diye aratırken fiyatlarının neredeyse aynı seyirde olduğunu gördüm. Fakat Lydia Macbook için mükemmel bir indirim yapmış ve fiyatı 3200 lira civarına çekmişti. Üstelik peşin alımda daha da uygun fiyata geliyordu %4 indirim ile. Macbook pro fiyatları ise hala 4500-5000 lira civarı arasında git gel yapıyordu. Haliyle Macbook almak daha mantıklı geldi çünkü Macbook pro alacak kadar para yoktu açıkçası. Macbook pro istesem de bütçe yoktu. Macbook’ta karar kıldık ve bizimkilerle birlikte Cepa AVM‘ye gidip Lydia şubesinden Gold rengindeki Macbook’umuzu aldık.

“Bilgisayar nasıl? Günlük kullanıma uygun mu?” tarzındaki sorulara şuan cevap verebileceğimi sanmıyorum. Daha yeni yeni Macbook kullanmaya başlayan birinin bu soruya kesin olarak cevap verebileceğini düşünmüyorum. Yanlış yönlendirmek istemem açıkçası. Ama “Neden aldın?” sorusuna cevap verebilirim. İnce olması, şık durması, hafif olması(910 gram), kolay taşınabilir olması ve ekranının retina olması diyebilirim. Benim için bilgisayarın özelliklerinden çok taşınması daha çok önem arz ediyor. Sürekli bir yerlere git gel yaptığım için bir süre sonra “özellik olmasa da olur bilgisayar ince ve hafif olsun yeter” demeye başlıyorsunuz. Fakat bu bilgisayarda kızdığım ve beğenmediğim tek nokta var. O da USB ve HDMI portları. Bu portlar Macbook 12″ Retina da yok maalesef. Şarj için USB-C girişinin bulunduğu alana çoğaltıcı alıp bu bölümden bütün işlerinizi halletmeniz gerekiyor. Biraz saçma biliyorum ama durum bu. Üstelik bu aparat orijinal kutusundan çıkmıyor. Gidip kendimiz alacağız ekstra ücret ile. İnceliği yapacağız diye ne HDMI ne de USB portu koymuşlar. Yani USB-C girişi bozulsa sıçtınız. Ayrıca çoğaltıcı aparat dediğim o mini kablo her zaman gördüğünüz gibi 5-10 lira olanlardan değil tabii ki. 250 TL ücreti bulunuyor. O kabloya o parayı vermek tam bir delilik ama bu bilgisayarı kullanıyorsanız onu almak mecburiyetindesiniz. Ama benim USB ile işim olmaz, HDMI zaten kullanmam, aldığım mouse veya klavye bluetooth olacak diyorsanız orası ayrı. Ama bir flash bellek takamamak bile insanın canını sıkabiliyor bir süre sonra. O yüzden paşa paşa er ya da geç alınıyor o minik aparat…

12-inch-macbook-vs-13-inch-macbook-pro-retina-38

İşletim sistemine gelecek olursak bana göre Windows’tan çok daha stabil ve hızlı. Windows işletim sisteminden El Capitan’a geçmek biraz zorlasa da insan yavaş yavaş alışıyor. Ama aradaki farkı gözle görebiliyor ve birkaç güne fark etmiş oluyorsunuz. Sanıyorum ki şarjı o yüzden 9 saat civarı gidiyor. Windows işletim sistemi kullanılan çoğu notebook bu süreyi veremiyor maalesef. Gösterişte söylense de iş icraata gelince en fazla 3-4 saat gibi bir süre karşımıza çıkıyor. Macbook bu alanda kendini çok geliştirmiş.

Alacak arkadaşlara ise internetten almak yerine Lydia üzerinden almasını tavsiye ederim. İnternetteki en ucuz fiyatın bile 1000 lira altında olan bir cihaz. Yok ben illa 2016 model olan İntel Core M5 işletimcili olanını alacağım vs. diyorsanız 5 bin lira gibi rakamları gözden çıkartacaksınız. Ama emin olun ki ahım şahım bir farkı yok. Ben o yüzden biraz da bu bilgisayarı aldım. Eğer 5 bin lira civarı bütçeniz var ise mutlaka Macbook Pro almayı deneyin. Daha memnun kalır ve daha uzun vadede işinizi görebilecek bir bilgisayara sahip olmuş olursunuz.

Yazımı burada sonlandırıyorum izninizle. Günün birinde herkesin bir Macbook’u olması dileğiyle, görüşmek üzere.

Apple iPhone 6S aldım!

Tarih: 28 Mayıs 2016 Cts 1:36 | Bu yazı 1.752 kez okundu.

Evet evet, geçtiğimiz gün bir çılgınlık yapıp aldım bu cihazı. Her dizide en fakir roldeki kişilerin bile elinde bu telefon, konferanslarda izlediğimiz adamların elinde veya videolarda izlediğimiz çoğu kişinin elinde bu telefon. Ne var bu telefonda bilmiyorum ama bende albenisine ve popülaritesine dayanamayıp aldım.

Aslında bu cihazı eşime alacaktım. Ben geçtiğimiz yıl Xperia Z Ultra kullandıktan sonra Note 4 kullanmaya başlamıştım. Eşimde ise GM Discovery vardı fakat cihaz bozuldu. Daha doğrusu ben bozdum. Yaptırmak için ise 100 lira istediler ve nakit yoktu. Böyle bir zamana da denk gelince bizde tarifeye ek olarak bu cihazı alalım dedik. Düşünsenize 100 lira vermekten çekinen biz, gidip iPhone 6S alıyoruz? Delilik. Note 4’e göre müzik indirme vb. kısıtlamaların olmasından dolayı da iPhone 6S’i kendime, Note 4’ü ise eşime verdim. Ne tilkiyim değil mi? Yazımın devamını okuyun o zaman.

Hiç araştırmadan aldığım ilk telefon bu oldu sanırım. Marka belli, kullanıcı sayısı belli, popülarite belli. Niye araştırayım ki dedim kendi kendime. Çıktık ve gittik bir Türk Telekom (avea) bayisine. 2500 liralık cihazı 3900 gibi uçuk rakama 24 ay tarifeye ek alıp çıktık. Üstelik iPhone 7 çıktı, iPhone 7 özellikleri belli oldu vb. gibi haberlerin çıktığı bir zamanda. Bu kadar borca girip birden eskimiş telefon almışız hissine kapıldım.

Telefonu kullanmaya başladıkça alıştım ama ilk kez kullanan biri olarak biraz zorladı açıkçası. İlk günlerde insan Android işletim sistemini aramıyor değil. Hele ki geri tuşuna falan hasretim yani öyle böyle değil. iPhone çok sade ve basit kullanımı var. Üstelik elimdeki Plus modeli de olmadığı için çok fazla alternatifim olmuyor. Film izleyeyim, oyun oynayayım gibi durumları pek yaşayamıyorum. Çünkü bunların tadı büyük ekranda çıkıyor.

Cihazımın rengi Gold. Hani şu sanki belediye dağıtmışcasına herkesin elinde olan altın renkli cihaz var ya, o işte. Siyah istedim ama bulamadım. Rose Gold vardı ama o da erkeğe yakışmaz diyerek almadım. İşin özü, Gold renge kaldık.

Eğer nakit paranız yok ise ve taksitli olarak alacaksanız bence almayın. Ne kadar almayın desem de benim gibi gaza gelip alacağınızı da biliyorum aslında. Kimse bir telefona 2500 lira bağlamıyor. O tutar 4000 lira olsun da 2 yıl ödeyeyim diyen çok insan çıkıyor. Taksit gözümüze az görünüyor nedense. Aylık 150-200 liralar bence ciddi rakamlar bir telefon için. Yaptık bir çılgınlık bakalım.

Kafanızı ağrıttım ama iPhone 6S alıp bloğa da yazmamak olmazdı. Hava atmak gibi görmeyin çünkü Note 4’den sonra iPhone 6S iyi gelmedi aslında. Note 4’ü özlemiyor değilim. Neyse bu kadar yeter sanırım.

Yeni yazımda görüşmek üzere.

İnstagram’a Merhaba!

Tarih: 19 Aralık 2015 Cts 3:10 | Bu yazı 988 kez okundu.

Aslında İnstagram’ı çok seven biri değilim. Popüler olmaya başladığı dönemlerde hesap açmışlığım vardı. Yavaştan çevre edinmeye başlamıştım ki direk olarak kapattım hesabımı. Çünkü o dönemler fazlasıyla insanlar yediklerini ve içtiklerini paylaşır haldeydiler. Artık bu tarz insanlar sanıyorum bazı kesimin tepkisini almış olacak ki bu davranışlarına biraz dur demeyi bilmişler. Zaten bloğuma da bu tip insanlar hakkında yazı yazmışlığım bile vardır. Belki sen seviyor olabilirsin sayın okuyan fakat ben hiç normal gözle bakamıyorum öyle insanlara. İnsanlar içsel düşüncelerimizi bilmek isteyebilir, hayatımızın nasıl olduğunu görmek isteyebilir. Veya yemek tarifi görmek istiyorsa yemek ile alakalı hesaplar takip edebilir. Ama senin ne yediğini bilmek için takip ettiğini hiç sanmıyorum. En azından ben ve çevremdeki insanlar böyle değil. Bu tarz kişileri de zaten kendime benzetmeye çalışıyorum. Ayıp böyle şeyler.

Neyse uzatmayayım. Ben yediğim yemeğin resmini paylaşmam. Yüklediğim fotoğraf temalarım genelde iş ve hayatım üzerine odaklı olacak. Eğer gerçek hayatta tanıdığım veya iş hayatında aynı gemide olduğumuz kişiler var ise hesabımı takip etmeye çağırıyorum. Biliyorum ki SEO, Reklamcılık ve benzeri konularda oldukça sınırlı sayıdayız. İletişimde kalalım isterim.

INSTAGRAM HESABIMA GİR

Saygılar ve sevgiler…

Toplam 14 sayfa, sen 2. sayfadasın.235
  • Eskişehir Escort Bayan kayseri escort İzmir Escort antalya escort ataşehir escort Bodrum Escort Bayan ankara escort maltepe escort türk porno malatya escort bayan Ankara Escort Bayanlar izmir escort porno porno izle