Genel Kültür kategorisindeki yazılar

Naylon staj defteri nasıl doldurulur?

Tarih: 29 Haziran 2014 Paz 4:34 | Bu yazı 24.157 kez okundu.

Lise ve üniversiteye giden öğrenci kardeşlerimin sene sonunda staj yeri bulamamasıyla ortaya çıkan bir durumdur naylon staj. Aciliyeti ve stajı yapma zorunluluğu olduğundan öğrenciler naylon staja yöneliyorlar maalesef. Daha önceki yazılarıma bakarsan görmüş olacaksın ki naylon staja çok sıcak bakan biri değilim. Fakat gün oluyor, zorda kalıyorsun ve naylon staj yapman gerekebiliyor. Bu durumlarda naylon stajı nerede yaparım ve staj defterini nasıl doldururum soruları aklımıza geliyor. Eğer bir şirkette naylon staj yapıyorsan veya yapmak istiyorsan söyleyeceğim şeyleri kulağına küpe yap. Yap ki hata yapma.

Bilmeyenler için söyleyeyim; stajlarımızı kurumsal yada şahıs şirketlerinde yapabiliriz. Bu şirketler hakkında ufak bir bilgi sahibi olmak yararımıza olacaktır. Çünkü; biraz ticari zeka ve biraz işletmeyi bilmek, staj defterimizi daha rahat ve kolay doldurmamızı sağlayacaktır. Her stajın belirli gün aralıkları vardır ve genelde 30 gündür. Biz stajımızı naylondan yaptı olarak göstereceğimiz için zamanın pek de önemi yok. Çünkü istediğimiz tarih aralığını girebiliriz. Sülalemiz rahat panpa yani bu yönden.

Genelde naylon staj yapan öğrenciler staj defterine ne yazacaklarını bilemezler. En önemli nokta budur naylon stajlarda. Deftere ne yazacağız? Elbette yazacağımız şeyler bölümümüz ile alakalı departmanda yapılmış şekilde görünmeli. İnandırıcı olması da cabası. Bunları sağlarsak sorunsuz olarak staj yapmış görünebiliriz. Ama staj defterimizi kontrol edecek kişiyi yazdıklarımıza nasıl inandırabiliriz? Yukarıda dediğim gibi naylon staj yapılacak firmanın-şirketin birkaç özelliğini bilmek gerekir. Hangi sektörde hizmet veriyor, verdiği hizmetler neler, verdiği hizmetler için ofiste neler yapılıyor gibi birçok sorunun cevabını kafanızda kurgulamanız lazım. Ve unutmayalım ki bir gün için yazdığımız şeyleri diğer günlere yazmayalım. İlk gün A işi yapmış isek, 10. gün A+B işini yaptık diyerek ekleme yapmalıyız. Aynı şeyleri yazmak inandırıcılığı kesinlikle azaltacaktır.

staj1

Staj defterini doldururken internetten de yardım alabilirsin. Senden önce staj yapan bir çok kişi internette yardım amaçlı bu bilgileri paylaşabiliyorlar. Sende bu staj defterlerinde yazılan yazıları kendi departmanına uyarlayıp, günlerini de değiştirerek tümüyle kendine özgü bir staj defterine dönüştürebilirsin.

Tüm bunların dışında internet üzerinden ücretli olarak naylon staj sağlayabilecek firmalar-şirketler bulabilirsin. Elbette bu tarz yerleri bulmak zordur. Bulsak bile özel olarak görüşmek gerekir. Hiçbir firma veya şirket yetkisinin herhangi bir site üzerinde açıkça naylon staj kabul ediyoruz dediğini göremezsin. Çünkü bu yasak. En ufak bir şikayette ceza alma durumunu bildikleri için naylon staj olayları el altından olur.

Staj aslında çok da büyütülecek bir durum değildir. Ufak ücretler karşılığında istediğiniz yerde stajını yapabilirsin.

B sınıfı ehliyet nasıl alınır? B sınıfı ehliyeti alma aşamaları!

Tarih: 15 Haziran 2014 Paz 14:01 | Bu yazı 77.400 kez okundu.

Konunun başlığı biraz uzun oldu ama olsun. Bugün B sınıfı ehliyet alma aşamalarından ve B sınıfı ehliyeti nasıl alabileceğimizden bahsedeceğim sana.

Bildiğin gibi, B sınıfı ehliyet almak için mutlaka 18 yaşını doldurmak gerekiyor. Bu yaş olaylarında da insanların kafası çok karışık aslında. 18 yaşına girildiğinde mi yoksa 18 yaşını doldurduğunda mı ehliyeti alabiliyoruz? Evet, bilmeyen için çok düşündüren soru. Fakat kısaca örnek vererek bu kararsızlığını ortadan kaldıracağım. 1995 doğumlu olanlar 2014 yılında kayıt yapabiliyorlar. Yani 22 ocak 1995 tarihinde doğmuşsan, 23 ocak 2014 tarihinde başvuru yapabiliyorsun. Doğum gününden bir gün sonra anlayacağın. 2014 yılı içerisindeyken henüz 1996’lı arkadaşlarım kayıt yaptıramazlar ve sınava giremezler maalesef. 1996 yılında doğmuş olanlar 2015 yılını bekleyecekler ehliyet alabilmek için.

Yaş olayında işin özeti bu. Gelelim ehliyet alma aşamalarına…

Ehliyet için ilk olarak bir sürücü kursuna gidiyorsun ve kaydını yaptırıyorsun. Fakat evden çıkmadan cebinde 750 lira veya 1.000 lira olsun. O gün içerisinde hepsini harcamayacaksın ama en başından hazır et tüm parayı. Ülkemizde kurs ücretleri genelde 500 lira, 600 lira veya 700 lira civarlarında oluyor. Bu ücreti 4-5-6 ay gibi taksitlendirebiliyorsunuz kredi kartı olmadan. Kredi kartı olmadan diyorum çünkü, karşı taraf ehliyet alabilmek için onlara taksidi paşa paşa ödeyeceğinizi biliyor. Fakat bu aşamada şöyle bir tilkilik var. Kayıt oldunuz, kurs ücretini altı taksite böldürdünüz ve kurs başladı. Zaman geçtikten sonra herşey tamam oluyor ve o an size dosyanızı vermek için taksitli kalan tüm kurs ücretini istiyorlar. İki ay taksitli ödediyseniz üçüncü ayda dört taksidi birden istiyorlar yani.

Sürücü kurslarının çok zor olduğunu düşünmeyin sakın. Trafik, motor bilgisi ve sağlık üzerine çalışacağınız üç kitap var. Bu kitapları iyi anlayıp ezberleyeceksin. Fakat ben onu da yapmamıştım ve geçmiş yılların sorularını çözmüştüm. Çünkü sınavda karşınıza çıkacak sorular aslında geçmiş yıllarda çıkan soruların karmasıdır. Aynı sorular veya çok yakın sorular çıkıyor. Eğer hiçbir bilgiye sahip değilim diyorsan, sürücü kursunun verdiği kursa mutlaka katıl. Hocalar eşliğinde çok daha iyi anlayacaksın dersleri. Ama biraz zekiysen ve kendim de çalışırım dersen hiç gitmeni önermem. Çünkü ben gittiğimde 40 kadın ve 3 erkek vardı. Hepsi de yaşını almış kişiler. Yaşımızı aldıktan sonra bir de ehliyeti alalım demişler ve kayıt olmuşlar. Derste ve ders aralarında sohbetlerini görsen kaç yıllık arkadaş sanarsın. O kadar içten ve candan ki hepsi. Ama bu içtenlik ve candanlıklarını sadece dedikodu yapmak için kullanıyorlar. Öyle ortamda kimsenin bulunmasını istemem.

Her neyse… Nerede kalmıştık?

Eğer araba sürmek için yeterli bilgiye sahipsen kursmuş, dersmiş umrunda olmasın. Her türlü geçersin. Sadece direksiyon dersinde çok bilmişlik yapma yeter. Orada kral olanların, arabanın arka tarafına oturan iki gözetmen olduğunu da unutma.

ehliyet

Yazılı sınav günü yaklaştığında ise sürücü kursuna gidiyor ve giriş belgeni istiyorsun. Fakat direk alamıyorsun. Sürücü kursun seni bankaya gönderiyor ve para harcama olayları yavaştan başlıyor. Bankaya Motorlu Taşılar Sınavı için 50 lira yatırıyor ve sürücü kursuna geri dönüyorsun ve makbuzunla beraber giriş belgeni alabiliyorsun. Bu sınav dediğim gibi geçmiş sınav sorularının karması gibi. Kitaba değil de geçmiş sınav sorularını ezberlesen bile geçersin. Bu yazılı sınavdan yaklaşık iki hafta sonra ise direksiyon sınavı oluyor. Bu ara süreçte sürücü kursu sana direksiyon dersi veriyor. Yanınızda bir hoca eşliğinde yavaştan sürüşlere başlıyorsun 3-4 kere… Yazılı sınav ve direksiyon sınavını geçtikten yaklaşık bir hafta sonra ise sürücü kursuna giderek ehliyet dosyanı alıyorsun. Dosyayı hazırlamak üzere yine senden 35-40 lira gibi bir ücret istiyorlar.  Ben dosya getir-götür yapmak istemiyorum derseniz bu ücreti verin. Eğer bu ücreti vermem derseniz, “işlemleri kendim yaptıracağım” deyip dosyanı alabilirsin. Dosya ve kan grubu kartınla birlikte bulunduğun yerdeki Şoförler Cemiyeti’nin yerini öğren birinden ve gidip 20 liraya işlemini tamamla. Gördüğün üzere 20 lira kâra geçtik.  Ardından sana en yakın vergi dairesini bul ve 334 lira olan harç ücretini ödeyip makbuzunu sakla. Sakladığın bu makbuz ile birlikte Emniyet Müdürlüğü Trafik Bölümü’ne giderek 101 lira ile 112 lira arasında değişen kart ücretini yatır. Tüm işlemler tamamlandığında ise ehliyetini yine Emniyet Müdürlüğü’nden alabileceksin. Ben kart ücretini yatırıp bir hafta sonra alabilmiştim ehliyetimi. Çünkü sıra çoktu ve daha basılmamıştı. Fakat şu an durum öyle ki sabaha tüm işlemlerini yetiştirirsen, Emniyet Müdürlüğü’nde “öğleden sonra gel” sözünü duyabilirsin. Hemen aynı gün içinde veren yerler var. Çünkü ehliyetin makinada basımı iki dakika bile sürmüyor.

Kafanıza takılan bir soru veya sorunda bana yazabilirsin.

Bir ben miyim tiyatroyu sevmeyen?

Tarih: 22 Mayıs 2014 Per 4:22 | Bu yazı 2.065 kez okundu.

Kızma lütfen azizim, gerçekten sevemiyorum tiyatroyu. Bu zamana kadar ne tiyatro ile uğraştım, ne de tiyatro ile uğraşan arkadaşlarım oldu. Taaa ki üniversiteye gelene kadar. Birkaç arkadaşım var sınıfta ve durmadan yeni tiyatro oyunlarında oynayabilmek için sürekli ezber yapıyorlar ellerinde kağıtlarla. Bir gün gerçekten merak ettim ve ilgi duyarım belki diyerek bir oyunlarını izlemeye gittim. Salon tamamen doluydu, şaşırmıştım. Bunca kişi geldiğine göre bende sorun var galiba dedim ve boş bir yere oturdum ve izlemeye başladım. Oyun başladıktan sonra yaklaşık 10 dakika geçti ve ben can sıkıntısından patlıyordum oturduğum yerde. Artık sahnede rol yapan kişileri bırakmış etrafı izliyordum. Etrafa bakıyordum çünkü, benim gibi sıkılan kişiler arıyordum. Bir yandan da hala ilgiyle tiyatroyu izleyen diğer kişileri meraklı gözlerle izliyordum. Aşçı şoföre, şoför uşağa, sonra hepsi uşağa misali… Çünkü ne anladıklarını veya ne anlamaya çalıştıklarını bir türlü anlayamıyordum.  Ön yargımı kırıp gitmeme rağmen yine canım çok sıkılmıştı ve o gün anladım bir gerçeği daha. Tiyatro kesinlikle bana göre değil… Aslında kimseye göre değil. Sadece ortaya konan emek çok değerli o kadar. Yapmacık roller, ezberlerin arada unutularak amatörlüğü göklerde yaşama duygusu, seni izleyenlerin dün ensene şaplak atan kişilerden oluşması gibi birçok olumsuz etken var aslında. Öyle gerçekten. Daha dün küfürleştiğin arkadaşını sahnede farklı bir boyuttaymış gibi izliyorsun. İçinden de “ulan bizim hırbo nasıl da rol yapıyor” diyorsun. Eşşek-altın semer misali bu da.

Aslında bakarsanız tiyatroyu seviyorumdur belki diyorum bazen de. Mesela BKM’nin oynadığı skeçleri çok seviyorum. Oyunculuk süper, içtenlik üst seviyede, komedi desen oyunların tuzu bireri olmuş, günümüzden-yaşadıklarımızdan kesitler sunan ve kendimizi görmemizi sağlayan birçok oyun çıkıyor. Bunca şey bir arada olacak ve insan sevmeyecek, mümkün mü böyle bir şey? Sonuna kadar izlemek istediğin oyun ile ilk 10 dakikasında sıkıldığın şey tiyatro değil mi? Biri sevdiriyorken diğeri neden soğutuyor insanı hayattan? Sonra diyorlar ki tiyatronun yerini artık sinema aldı. Alması çok normal bu durumdayken. Tiyatroyu profesyonel eğitim almış kişiler yerine sınıfında hava yapmak için rol kesen veletlerin eline verirseniz olacağı bu azizim…

Toplam 3 sayfa, sen 2. sayfadasın.23
  • Eskişehir Escort Bayan kayseri escort İzmir Escort antalya escort Bodrum Escort Bayan Ankara Escort Bayanlar izmir escort porno porno izle sex hikayeleri arap porno gaziantep escort adana escort